Logo

COVID-19 krizine karşı dünyadaki birçok ülke virüsün yayılmasını durdurmak için okulları, kolejleri ve üniversiteleri kapattı. UNESCO'nun verilerine göre, okul kapanışlarındaki zirve, 194 ülkede yaklaşık 1,6 milyar öğrencinin etkilendiği ve toplam kayıtlı öğrencilerin % 90'ından fazlasını oluşturduğu Nisan 2020'nin başında kaydedildi.

Okulların aniden kapanması; eğitim politikalarını belirleyenlerin, okul müdürlerinin ve öğretmenlerin, çocukların eğitim hakkını garanti altına almak için yüz yüze eğitime alternatifler bulmak zorunda kalması anlamına geliyordu. Çoğu sistem, genellikle televizyon veya radyo gibi yaygın uzaktan öğrenme materyalleri ile birlikte, benzeri görülmemiş bir ölçekte çevrim içi öğretimi (ve öğrenmeyi) seçmiş bulunmakta. 

Yeni Koronavirüs için etkili aşılar veya ilaçlar mevcut olana kadar, okul eğitiminin aksamaya devam etmesi muhtemel görünmekte. Salgının ikinci dalgasının en kötü senaryosu gerçekleşmemiş olsa bile, COVID-19’un bulaşmasını önlemek için yerel kararların alınması ve geçici okul kapatmalara ihtiyaç duyulabilir. Örneğin, enfekte bireylerle temasa geçen çocukların kendi kendilerini izole etmeleri gerekebilir ve sınıflara katılmaları için yeterli alan olmaması veya bu koşullarda görevlendirilecek nitelikli eğitimcilerin olmaması, bazı okulları sosyal mesafeyi garanti altına almak için harmanlanmış modelleri benimsemeye zorlayacaktır. Örneğin Almanya'da, okulların yeniden açılmasından sadece iki hafta sonra, koronavirüs enfeksiyonları nedeniyle bazı okulların tekrar kapatıldığı görüldü. Bu belirsizliğe karşın, hangi politikaların çevrim içi öğretim ve öğrenmenin etkililiğini en üst düzeye çıkarabileceğini belirlemek önemlidir. 

Okula gitmemeye göre istenen bir seçenek olmasına rağmen - etkilenen gruplar için olası uzun süreli sonuçlarla birlikte öğrenci öğreniminde büyük kesintilere neden olacaktı- öğretmenler, öğrenciler ve okulların tümü beklenmedik bir şekilde yeni bir duruma uyum sağlamak zorunda kaldı. Bundan dolayı çevrim içi - dijital öğretimi kullanmaya ani geçiş, örgün eğitime kıyasla beklenenin altında sonuçlara da yol açabilirdi. 

Bu çalışmayla öğrenci, öğretmen ve okulların çevrim içi öğrenme sürecine geçişte yaşadığı problemleri ve uzaktan öğretime geçişi nasıl iyileştirebileceğiyle ilgili yöntemler incelenmiştir.

Uzaktan öğretime geçişte ortaya çıkan ilk endişe çevrim içi öğrenmenin yalnızca evde, çevrim içi öğrenmeyi destekleyecek kadar hızlı bir internet bağlantısına erişimi olan çocuklar için sağlıklı olmasıydı. Ağ operatörleri, internetin kilitlenmesi ya da bağlantı kopması durumlarında hizmetleri sürdürme ve önceden var olan kapasiteyi verimli bir şekilde kullanma konusunda büyük ölçüde başarılı olsalar da özellikle kırsal ve uzak bölgelerde düşük gelirli gruplar arasında, hâlâ yetersiz hizmet verilen coğrafî alanlar ve nüfus grupları vardır. Örneğin birçok OECD ülkesinde, kırsal hanelerin yarısından azı, yeterli hızların altında bir internet hizmeti almaktadır. Buna ek ve en önemli problemlerden birincisi olarak, çocukların çevrim içi öğrenme etkinliklerine katılmak için bilgisayar ve gerekli donanım aygıtlarına erişmeleri gerekir ki bu genellikle düşük gelirli haneler için bir zorluk yaratmıştır.

Öğrenciler için ikinci problem, bazı öğrencilerin yeterli sayıda ders saati alamamalarıdır. Örneğin, Birleşik Krallık'ta eyalet okulu çocuklarının % 71'i günde bir veya daha az çevrim içi ders alırken Almanya'da öğrencilerin yalnızca % 6'sı günlük olarak çevrim içi ders aldı ve yarısı haftada birden azdı. Bazı ekonomistler, bunun bir sonucu olarak Amerika Birleşik Devletleri'ndeki öğrencilerin ortalama olarak yıllık eğitim planına göre öğrenme kazanımlarının yaklaşık % 70'i ile 2020 sonbaharında okula devam edeceklerini tahmin etmişlerdir.

Bu nedenle eğitim bilimci ve planlamacıların, belirli çocukların yeterli eğitim almalarını hangi faktörlerin engellediğini anlaması ve tespit etmesi önemlidir - bunlar arasında alt yapı eksikliğine ek olarak, okullarda ve öğretmenler arasında ve bazılarında yeterli hazırlık yapılmaması, müfredat yönergelerinin eksikliği de ayrıca yer almaktadır.- 

Bu unsurlar aynı zamanda okullar ve ülkeler arasında çevrim içi öğrenmenin kalitesinde de büyük bir fark yaratmış ve sosyo-ekonomik gruplar arasında eğitim sonuçlarındaki eşitsizliklerin daha da büyüyeceği kanısı yaratmıştır. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri'nde, öğrencilerin üçte birinden fazlası, özellikle düşük gelirli öğrencilerin büyük oranda bulunduğu okullarda, çevrim içi öğrenmeden tamamen dışlanmışken, seçkin özel okullar neredeyse tam katılımla süreci sürdürmüşlerdir. Benzer şekilde İngiltere'den (Birleşik Krallık) elde edilen veriler, daha iyi durumda olan ailelerin çocuklarının pandemi nedeniyle okulların kapanması sırasında yoksul ailelerin çocuklarına göre evde öğrenim için %30 daha fazla zaman harcadıklarını ve ebeveynlerinin onları sosyo-ekonomik olarak dezavantajlı ebeveynlere göre daha fazla destekleyebildiklerini bildirdiklerini göstermektedir. Daha zengin okullardan gelen öğrenciler daha kişiselleştirilmiş kaynaklara erişime sahipken (çevrimiçi ders verme veya öğretmenlerle sohbetler gibi) alt düzeyde bulunan öğrenciler bunlara erişememiştir.

Diğer endişeler, çevrimiçi öğrenmenin etkililiğinin bazı durumlarda, bazı öğrenciler ve öğretmenler arasındaki temel dijital becerilerin eksikliğinden dolayı engellenmiş olabileceği ve onları yeni duruma aniden uyarlayabilmek için hazırlıksız hale getirmesiyle ilgili. Örneğin, PISA 2018'e dayanan sonuçlara göre, 15 yaş grubunda salgından önce okul ödevlerinde teknoloji kullanımında ülkeler ve sosyo-ekonomik gruplar arasında büyük farklılıklar olduğunu gösteriyor ve bu, daha az deneyimli öğrencilerin olabileceği endişesini artırıyor. Dolayısıyla bu yaş grubunun çevrim içi öğrenmenin yaratacağı problemlerden en çok etkilenenler arasında onların olabileceğini gösteriyor.

 

 OECD rapor

 

Şekil 1- Sosyo-ekonomik gruplara göre okul çalışmaları için okul dışında BİT (Bilgi-İletişim Teknolojileri) kullanımının ortalama endeksi

Şekilde görüldüğü üzere 2018’deki pandemiden önce neredeyse tüm ülkelerde, düşük sosyo-ekonomik çevreye sahip öğrencilerin, yüksek sosyo-ekonomik çevreye sahip akranlarıyla karşılaştırıldığında dijital teknolojiden daha az faydalandığına işaret ediyor. Ek olarak bazı öğretmenler, eksiklik nedeniyle çevrim içi öğretime ani geçişe uyum sağlamakta zorlanmış olabilirler.

Aileleri ve Öğretmenleri Desteklemeye Yönelik Politikalar

Eğitim sistemleri, çocuklarının öğrenimini desteklemek için etkili uygulamalar konusunda ebeveynlere uygun bilgi ve rehberlik sağlamak için okul-ebeveyn katılımını güçlendirmeyi de hedefleyebilir. Örneğin Letonya’da farklı yaş grupları için özel olarak tasarlanmış yüksek kaliteli eğitim materyalleri sunan ve ebeveynlere okullarla bağlantı kurmaları için bir yol sağlayan Eğitim TV Kanalı Tava Klase'dir. Başarısının bir göstergesi olarak ebeveynler, öğrenciler ve öğretmenler arasında yakın zamanda yapılan bir anket, okullar ve ebeveynler arasındaki iletişimin netliği ile ebeveynlerin çocuklarının öğrenme hedeflerine ulaşacağına dair güvenleri arasında güçlü bir pozitif ilişki olduğunu göstermektedir.

Öğretmenlerin ayrıca, öğretim uygulamalarını ister normal ister geçici olsun, uzaktan öğrenmeye hızlı bir şekilde uyarlamak için desteğe ihtiyaçları vardır. Bu bağlamda Fransa, yüz yüze öğrenmeden uzaktan öğrenmeye geçişi desteklemek için yerel dijital eğitim danışmanları ağını seferber etti. Dijital eğitim danışmanları ağı, hem öğretmenleri hem de okul müdürlerini - pedagojik uygulama için dijital kaynakların mevcudiyeti ve kullanımı hakkında çevrimiçi eğitim sağlayarak ve eğitim sürekliliğine uyarlanmış öğretim uygulamalarını ve kademeli okul yeniden açılmasını teşvik ederek - ve öğrencileri - desteklemiştir. Tüm öğrencilere bilgisayar ve öğrenme çalışma sayfaları ödünç vermek ve dağıtmak için yerel yetkililerle birlikte çalışarak bu planlamayı gerçekleştirmiştir.

Diğer ülkeler, okul kaynaklarını ve öğretmenlerin yüksek kaliteli çevrimiçi dersler verme çabalarını, aynı zamanda televizyonda veya sosyal ağlarda evde eğitim yayını sağlayarak tamamlamaya karar verdiler. Örnek olarak, Birleşik Krallık'ta BBC, öğretmenler ve eğitim uzmanları ile iş birliği yapmaya başladı ve öğrencilerin motivasyonunu sürdürmeyi ve sosyal ve duygusal yönlerini canlandırmayı amaçlayan videolar ve etkileşimli etkinlikler de dahil olmak üzere öğrencilere 1-10. sınıflarda günlük dersler veriyor.

Kaynakça

https://www.oecd.org/coronavirus/policy-responses/education-and-covid-19-focusing-on-thelong-term-impact-of-school-closures-2cea926e/